
Geçtiğimiz hafta biraz tatsız bir sebepten dolayı apar topar İskeçe'ye gitmem gerekti. Bir sürü nahoş telaş arasında bir noktada ne ben ne de arkadaşlarım olumlu birşey düşünemez olduk. Bir ara evin karşısındaki ormanın içinde sessiz ışıltısıyla duran manastıra gözüm takıldı, sanki ordan birşey beni çağırdı ve "Kalkın, gidiyoruz" dedim.

Sanırım 90 yaşlarında bir rahibe, "İyi paskalyalar, İsa dirildi!" diyerek bizi karşıladı.
Yüzünün buruşukluğunu çok sonradan fark ettim, gözlerinden güneş ışıyordu.
İstemediğimizi söylesek de koca bir meyve tabağını önümüze koydu. Biraz duraksadı, ikonalara bakarak düşündü ve Amerika'yı keşfetmiş gibi bir heyecanla üstelik Türkçe "Otur" dedi.
Bütün gece ot topladığından, hiç uyumadığından bahsederken bile gözleri ışıldıyordu.
O arada telefon çaldı, tenceredeki radikaları ve bizi bırakıp içeri geçti. Her kim aradıysa, muhtemelen o günle ilgili bir soru sordu ki Giresun kökenli rahibemiz sesini epey yükselterek, "Ne demek bugün hangi gün?! İsa dirildi!!" diye bir güzel fırçaladı. Manastırda da kahkaha atılmaz ki, gülmemek için kendimi sıkmaktan kıpkırmızı halde kevgiri alıp radikaları tencereden çıkardım. Bana da kızar mı diye çekindim aslında ama bütün gece topladığı radikalar nefti yeşile dönmek üzereydi. Neyse ki kızmadı hatta bir kaç kez teşekkür etti ve yine pür telaş keklik gibi sekerek içerden -yukarıda resmini gördüğünüz- paskalya çöreğini ve boyanmış yumurtaları getirdi. İstanbul'a bir kez gittiğinden bahsetti. Yunanca'yı nasıl öğrendiğimi, dedelerimin Girit'in neresinden olduğunu, ne iş yaptığımı sordu. Sohbet ederken her ikimizin de en çok sevdiği bölümün Korinthliler 1:13 olduğu ortaya çıktı ama nedense çok şaşırmadık, sanki "biliyorduk".
Gün giderken kapıya kadar dua ederek bizi uğurladı.
Eve dönerken, yüzümüze yansıyan tebessümüyle içimiz sıcacıktı.
1 kg un
300 gr şeker
300 gr. t.yağı
5 yumurta
kabartma tozu
3 gr. damla sakızı
1 kaşık mahlep
üzerine yumurta sarısı, susam, kıyılmış badem
180 derecede 1 saatte hazır