19 Mayıs 2013 Pazar

Üzerinde Gavur İzmir tulumu eritilmiş, karidesli Kalamar dolma ve sarmısaklı & zeytinyağlı deniz fasulyesi haşlama

Dinginim. Victor Deme'yi düşünüyorum. Her yer maviye kesiyor birden bire. Oradan turkuazlara, menekşe morlarına gidiyorum. Bir gönül yoldaşı düşlüyorum çok yolculuklara gebe. Mavnalar çekiyor bizi, gövdeler yorgun, terli.  Ve esinti, umut vaat ediyor ada yolunda. 

13 Mayıs 2013 Pazartesi

4. Kuşadası/Davutlar Giritliler Festivali


Cuma öğle saatlerinde okuldan azıcık izin aldım ve Kuşadası yoluna koyuldum. Otobanda deli gibi yağmur yağıyordu ama taş yağsa yine de hedefe ulaşmaya gönülden niyetliydim. Önce şevketlerin başına geçtim. Ayıklarken, bir yandan tarçın şerbetini kaynatmaya başladım. Bir yandan arapsaçı hallendi ocakta. Çullamanın pirinci, kuş üzümleri ayıklandı, tavuklar haşlandı, fıstıklar kavruldu. Malzemelerin miktarı çuval ölçüsüyle, tencerelerin ebatları kazan ölçüsüyleydi. Eh azıcık yorulduk, uykusuz kaldık ama olacak o kadar. 



Hançer İstanbul'dan gelirken Ayvalık'dan Coşkun'u da getirdi. Soluklanmadan limonata yoğurma işinin başında buldular kendilerini ki zaten mutfaktaki bendeniz = gestapo şefinden merhamet beklemek yanlış olurdu =)


Kazanla enginarlı bakla =) 


Özlemaki'nin festival klasiği çullama, Davutlar'daki genel elektrik kesintisi sebebiyle mahalle fırınında pişti. İyi ki elektrik kesildi dedirtti elbette =)


Uykusuz gecelerin ardından kurulan yemek standımız. 



Prf. Nükhet Adıyeke & Doç. Nuri Adıyeke
Girit'e adanmış iki ömür!


Girit'in Söke, Tarsus, Mersin, Silifke, Mudanya, Antalya, Gemlik ve Agios Nikolaos cepheleri!


Ayvalık'ın en muhteşem Giritliler'i
Sorarım sizlere; sebep Girit olmasa, Emine halayı bu yaşında hangi güç onca dağı, tepeyi aşıp beş saatlik yola çıkarabilirdi? 


Agios Nikolaos'dan mübadelenin diğer yüzüyle yeni tanışan, gözleri hep ıslak, sevgili doktorumuz Kostis ve Thanassis abi.


Lübnan Giritliler'inden melek doktorumuz Ali Bekraki, plaketini Davutlar Giritliler derneği başkanı Yunus Çengel'den alırken.


Aslan yürekli Hançer, yine iş başında

 
Girit'den gelen arkadaşlarımızı dinlemek isterseniz buyrun;
beni her zaman derinden etkileyen "meraklı kuş asla yuva yapmaz" şarkısı. 




Hanya sirtosu


97'lik Mehmet amca dünü hatırlamıyor. Ama kendi Girit'ini, çocukluğunu en ince detaylarıyla Mihalis'e anlatırken hafızası capcanlıydı!


Canım Nergis'imin incelikleri saymakla bitmez ama dün açacak fırsat bulamadığım paketi bugün açtığımda gözlerim doldu. Yunusaki "biz bu kurabiyeleri yememeliyiz" diye tutturdu. Nutkumuz tutuldu. İllegal Girit bayrağının üzerine serdik leziz kurabiyeleri ve öylece bakakaldık. 
O güzel yüreğin hiç dert görmesin arkadaşım. 




Giritliler güzel insanlardır. Paylaştıkça, çoğaldığını bilirler. Yürekli, gururludurlar. Kadını da erkeği de delikanlıdır. Sözleri, akittir. Hassas ve detaycıdırlar. Komiktirler! Keçinin yediği her şeyi yediklerinden olsa gerek keçi gibi inatçıdırlar. Çalışkandırlar, son nefeslerine kadar didinirler. Öfkeleri de çok güçlüdür, sevinçleri de...Ortayı bulmayı bilmezler, bilemezler. Yufka yüreklidirler...elbette damarına basılmadığı sürece. İşte bizim milletten 5000 kişi (ki sanırım daha fazlaydık), kendi insanlarıyla koklaşmak, hasret gidermek için Lübnan'dan, Girit'den, ta Çanakkale'den Taşucu'na kadar bütün Küçük Asya kıyılarından diasporaya rağmen ve ona inat bir araya geldi dün. Emeği geçen herkesin ömrüne bereket, yüreğine sağlık. 


30 Nisan 2013 Salı

Silifke'nin yoğurdu, ah seni kimler doğurdu



Perşembe günü öğle saatlerinde dersten çıktığımda vücudumun her yeri kırık dökük ve ses ayarları bozulmuş haldeydim. Baktım ki akşam olmayacak, hiç hoşlanmadığım ve kaçındığım bir şey olmasına rağmen izin istedim ve soluğu doktorda aldım. Giritliler hasta olunca sinirlenir, sinirliydim ve üzerine Sağlık ocağındaki doktor beni tanımadığı için bana kızmaya kalkıştı! "Çok özür dilerim daha önce hasta olmadığım ve buraya gelmediğim için" dedim ve iki günlük raporla tuttum evin yolunu. Tuttum amma bir yandan da Mersin Giritliler derneği başkan yardımcısı sayın Cahit Arseven'in davetiyle Cumartesi sabahı Adana'da olmam gerekiyordu. Bir Giritlinin sözüne güvenin. Ölüyor olsa sözünde durur, iki eli kanda olsa koşar gelir. Kazıdım kendimi yataktan ver elini Adana. Cahit ağabey ve dünya tatlısı eşi Suna, hava alanında beni karşıladı. Şenlik yemekleri için destek kuvvet olarak gönül dolusu bir heyecan içerisindeydim. Kahvaltı için "sıkma"dan daha yerinde bir seçim olamazdı. Yola koyulmadan önce tütünümü tellendirdim sonra ver elini Tarsus, Mersin, Melemez, Silifke ve nihayetinde akşamüzeri Taşucu'na geldik. 



Silifke Giritliler şenliği için Taşucu'nda Cahit ağabeyin evinde hazırlıklara başlamak üzereyken sevgili Sare aradı ve bizi izlemek istediğini söyledi. İlk kez karşılaşmamıza rağmen o da bizimle beraber hemen kolları sıvadı ve tezgahın başına geçti. Babamın usül limonata, kanelada (tarçın şerbeti), çullama, portakallı kulurakya, kupanista yaptık. Suna baklalı enginar ve arapsaçını Giritli kasabımızdan aldığımız oğlakla pişirdi. Türlüyü sabaha bıraktık. Taşucu sahilini seyreylerken, ertesi günün heyecanı içindeydik. 



Portakallı kulurakialarım (fotoğrafın üzerindeki ambalaj için lütfen kusuruma bakmayın zira paketi açmamızla beraber kulurakyalar bitti)


zat-ı şahane: kupanista


Özlemaki klasiği: çullama


Mikrofonları, kameraları sevmem. Kasılırım, çeşitli etkinliklerden festivallerden bilirsiniz ama bir Selçuk'da bir de Silifke'de henüz açıklayamadığım bir sebepten dolayı rahattım. 


Girit geleneksel erkek kıyafeti


Yol üzerinde bizi serinleten şelale 


Tarsus, Emniyet Ekmek Fırınında ayak üstü atıştırdığımız bana göre dünya birincisi fındık lahmacunlar


Melemez bir Giritli köyü. Üzümlü, tarçınlı kulurakyalar şenlik için fırınlanırken bendeniz bir Giritli bahçesinden diğerine laftan lafa atlayarak her şeyi hafızama ve not defterime kazıyarak, gülücükler yüzümde fiyonk dolanıyordum. Düşünün bir...yüz yıl öncesinin diyalektiyle Giritçe konuşuluyor köyde! Artık sadece bazı sözlüklerde kalmış kelimeleri kullanarak konuşuyorlar. Bir filolog olarak nasıl heyecanlandığımı tarif edemem size. Buzdolabı kelimesi yok mesela dağarcıklarında çünkü dili öğrendikleri insanların yaşadığı zamanda tel dolap vardı! Köy kahvesindeki tatlı sohbetimizden sonra Cahit ağabeyle, bahçesinde şarap yapan bir arkadaşına gittik. Sonra ben reyhan bulmaya taktım kafamı. Her yerde reyhan aradık, kaç bahçeden bir avuç zor bulduk. Gerçi Anadolu toprağına baston saplasanız, yeşerir derler eskiler. Yakında reyhanlar da serpilir, gider.


Sürekli atıştırarak geçti yollar. Güzel Mersin'de tantuni yerken Başağın kulaklarını epeyce çınlattım.


Mersin'de Giritli mahallesi





Sayısız kaya mezarına selam ettim, kıyısından geçerken


Narlıkuyu'ya gelmeden az önce, ruhunuza şenlik maviler


Yolunuz düşmese de düşürün Narlıkuyu'ya. Hem de meşhur lokmacıya uğrayın.


Narlıkuyu: Cennet bahçesi
Amfipoli'deki kadar heyecanlandım yer mozaiklerinin eşsiz güzellikleri karşısında


Giritli kasabımız Mehmet'le sohbet ederken, Silifke'nin yoğurdundan olma yayık ayran ilaç oldu bize. İnatçı bir Giritli olduğumdandır muhtemelen, keçiden olma her türlü mamule hayranlığım. 


Keçi tulum! =) 
doğru adres: Silifke


Dillere destan küflü peynir



Silifke


Pazar akşamı, telaşlar bittikten sonra benim tek istediğim bir duş ve balkonda sakin sakin sohbet etmekti ama kaşla göz arasında Cahit ağabey ve Suna tarafından kandırılmak suretiyle kendimi Kıbrıs'a gidip gelen gemilerin yakınında başka bir masa başında buldum. 


Lagos da şahaneydi, biz de


Eve dönmeden önce sahilde bici biciyle serinledik.


Ve Toroslar üzerinden, gavur İzmir'e döndüm. Çok keyifli bir hafta sonuydu, güzel bir şenlikti. Mersin Giritliler derneği başkan yardımcısı Cahit Arseven ve eşi Suna hanıma; Mersin, Tarsus, Melemez, Taşucu ve Silifke'de tanıştığım bütün Giritliler'e her anında beni onurlandırdıkları için müteşekkirim.

Yarın 1 Mayıs, hepimize kutlu olsun. 
Önümüzde 12/05 Kuşadası, Davutlar'da gerçekleşecek Giritliler festivali var. Lübnan'dan, Girit'den de Giritliler gelecek. En önemlisi kulaklarımızın pası gidecek, lira çalınacak! 
Bekleriz =)

20 Nisan 2013 Cumartesi

Çağlalı oğlak & Avronyez tava & Akasya reçeli


φρέσκα αμύγδαλα, κατσικακι, ελιές

Bir hava boşluğu yarattım kendime ve yine tezgahın başında buldum naçizane kendimi.
Daha önce de yapmıştım, yine yaptım. Ama bu sefer çağlalı oğlakla beraber zeytin de girdi işin içine. Kurulduk Yunusaki'yle balkona, değmeyin keyfimize! 
(zamanı geçmeden çağla turşusu kurmayı unutmayın bu arada!) 



 Αβρονιές τηγανητά -με αλεύρι και αυγά

Sonra, avronyez aşkıma yeni bir ifade kazandırmaya karar verdim. Azıcık un ve yumurtaya buladım tek tek. Gönderdim tavaya =) Siz isterseniz toptan halledebilirsiniz, Özlemaki gibi tek tek deli işi yapmanın alemi yok!




Yetmedi akasya tava, evin önündeki kaynağın daha geniş bir çeşitlilik dahilinde kullanılması için biraz daha akasya topladım. 


Dün geceden şekerle -Beste'nin tabiriyle- uyuttum





Ve huzurlarınızda Akasya Reçeli! 




14 Nisan 2013 Pazar

Akasya tava



Blog dünyasının en birinci delisi Evin delisi, yani benim hayatımın demirbaşı Başak'ın marifetlerindendir akasya  ağacının çiçeklerini kızartmak. Bir önceki postta hazır ağaç yemekten laf açmışken, aynı düzlemde devam edeyim istedim. Vaktidir, şöyle bir parkları, bahçeleri kolaçan edin bakalım. 



Είναι η εποχή για να δούμε κάποια άνθη ακακίας γύρω. Και να βυθίσουμε τα άνθη σε αλεύρι και τα τηγανίζουμε.


Sapından tuttunuz mu, gövdeye inerken içinizde hissedeceksiniz misler gibi kokusunu.