1 Haziran 2011 Çarşamba

Hava boşluğu

Azıcık hava boşluğu buldum ve buradayım. Yunus, televizyonda kuyruklu yıldızları izliyor, ben 500 gram Türk kahvesine karıştırdığım 100 gram kakuleli kahvemi inceden yudumluyorum. Bu arada Giritliler gazetemizin ikinci sayısı çıktı, canım Theoklitos Afganistan'dan hava değişimine geldi. Girit' te biraz nefes aldıktan sonra, hoop İzmir. Sonra ERT world ve NET TV deki 'Mübadele ve İzmirli Kadınlar' konulu program yayınlandı, hoş geri dönüşleri oldu. Görüşmeyeli bir kitap çevirisi yaptım, ayrıntıları daha dingin olmayı umduğum bir sonraki gönderiye saklıyorum.

Jeotermal borusu patladığı için evimi su bastı.

Şu anda sadece mutfak kullanılır durumda. Ne olursa olsun, elbette baca tütüyor. Kara pirinç ve maş fasulyesi her çeşit hengame üstüne ilaç gibi geldi. Artık yeğenim Ellen ve ablam Nuray'ın verdiği ödevi yapabilirim. Ödevin iki A4 dolusu olması gerekiyormuş ve maddeler halinde yazılmayacakmış. Konu: Kendimle ilgili neleri seviyorum...Peki, tamam, bu bir yüzleşme. Tabanlarım sızlıyor, evin zeminini kurutmak için her yeri açtığımızdan her yanım tutuk ama en azından bir başlangıç yapabilirim.

Yemek yapmayı ve paylaşmayı seviyorum. Mütevazılığımı, nadiren su yüzüne çıksa da burnu büyüklüğümü, çevirilerimi, dipnot vermeyi, yazdıklarımı, yazamadıklarımı, kendime sakladıklarımı, saklamadıklarımı seviyorum. Özlemeyi ve özlenmeyi seviyorum. Hediye vermeyi çok seviyorum. Yunus'la beraber okumayı, kamp hazırlığı yapmayı, sırt çantasını doldurmayı, uzun yola çıkmayı, taksici gibi gitmeyi seviyorum. Kararlılığımı ve kararsızlığımı seviyorum. Deniz kıyısında sıcağı, soba başında soğuğu seviyorum. Kitaplığımı seyretmeyi seviyorum. Afrika'dan genlerime ithal, kıvırcıklığımı seviyorum. Ioanna'yı, Başak'ı, Tijen'i, Beste'yi, Papatya'yı, Sema hocayı, Aspa'yı, Theo'yu, yeğenlerimi, kardeşlerimi, eniştemi, babişkomu sevmeyi seviyorum. Cesaretimi, umarsızlığımı, takıntılarımı, bazen utangaçlığımı, hatta korkularımı seviyorum. Haberleri izlerken, hiç tanımadığım insanlar için üzülen tarafımı seviyorum. İnsanları arada bırakmamak için, dağları deviren içimdeki o gücü seviyorum. Sözüme sadık olmayı seviyorum. Başkalarının düşüncelerini anlamaya çalışmayı seviyorum. Postaneden paket göndermeyi seviyorum. Tek dilde düşünmemeyi seviyorum. 150 metre ağı rahatlıkla çekebilmeyi, böcek geçti diye yerimden zıplamamayı, şeftali ağaçlarına tırmanıp, dirseklerimden sularını akıtarak şeftali yemeyi seviyorum. Uzun yolda mola vermeyi seviyorum. Kendimi tuzlu suya basmayı, Efes'deki sütunlara dokununca içimin titreyişini seviyorum. Bir balıkçının yüzündeki tebessümü, çatlamış ellerinden öpmeyi seviyorum. Havai fişekleri, yıldızları, tek başıma dans etmeyi, karadan büyük beyaz gemileriyle süslü o büyük mavi suyu izlemeyi, o gemilerin içinde olmayı, güvertelerinden karaya bakmayı seviyorum. Vakitli ve gecikmiş mutlulukları, keşfetmeyi, öğrenme açlığımı seviyorum. Tenefüslerde, yanıma gelip soru soran öğrencilerimi çok seviyorum. 39 yaşında, sadece 1 kez rapor almış olmayı seviyorum. Erkekleşen Özlem'i, kadınlaşan Özlem'i, ama hepsinden önce insan kalmaya çalışan Özlem'i seviyorum. Eşitlikçi tarafımı seviyorum, eşitsizliğe tahammülsüzlüğümü seviyorum. Hanya limanında kahve içmeyi seviyorum, bir de Pasaport kahvesinde...Herhangi bir çocuğun yüzündeki tebessümü seviyorum, hamilelere yardım etmeyi seviyorum, hamileyken çok aç yattığım için belki.
Babişkoma sayfalar dolusu yazıp, rüzgara, dalgalara bırakmayı seviyorum yazdıklarımı. Melankoliyi seviyorum. Uçağın kalkışını seviyorum. Mübadil olmayı, öğrenmek istediğim milyonlarca konu başlığı olmasını seviyorum. Morlarımı, siyahlarımı, turkuazlarımı, menekşelerimi, Knossos kırmızısını ha bir de zat-ı mercan şahanelerini pek seviyorum. Tabanlarımın dinmeyen sızısına rağmen, son gücümle yazmaya gayret edişimi seviyorum.


13 yorum:

organik mandalina dedi ki...

beni tanımıyorsunuz ama nicedir size bir teşekkür mektubu yazmak niyetindeyim ben de bloğunuzu seviyorum paylaşmaya bayılan biri olduğum halde onu kimseyle paylaşmayacak kadar seviyorum mutlu günler özlemaki :-)

Tijen dedi ki...

Oooo Türkçe klavyeli komşum,
Ne güzel seninle karşılaşmak bir yaz akşamında? (Şarkıda öyleydi yok yok bir yaz sabahında. Eh ne de olsa yaza girdik değil mi?)

beste dedi ki...

canim bende ozlemeyi severim mazohistmiyiz neyiz? ozledim ama cok oldu! gazeteniz hayirli ugurlu olsun, muck muck kara Yunus'una da selamlar

Ozlemaki dedi ki...

Hiç böyle sevilmemiştim organik mandalina =)Hoşgeldin!

Ozlemaki dedi ki...

Tijen, aklıma minik bir bahçe içine kurulu tahta bir masanın etrafında, sabah serinliğiyle karışmış hanımeli, hatta yasemin kokularıyla bezenmiş gülümseyen yüzleri getirdin 'bir yaz sabahı' şarkısıyla.
Derin bir nefes aldım!

Ozlemaki dedi ki...

Beste, balığımızın bu haftasonu SBS sınavı var. Derya kuzusuna oku üfle teyzesi. Seni koskocaman özledim.

Nuray dedi ki...

Canim,

ne kadar cok oldugun bir kere daha gozler onunde... daha da cogalman dilegiyle.

Barisbasak dedi ki...

Ben de seni bu sevdiklerinle beraber seviyorum arkadasim :-)

Resmini koydugun yemek evin halini anlatiyor biraz sanki???

Seni tekrar burada gormek cok guzel, anam gitsin basina eksiycem yakindir....

Ozlemaki dedi ki...

Basagim, civanim, aynen dedigin gibi Yunanca bir sarki var biliyor musun?
http://www.youtube.com/watch?v=KvrzHNFhjxc&feature=related
Aniskoyu yolcu ettikten sonra bi cuval laf bekliyo, ona gore hazirlan.
Gunaydin bi tanem =)

Ozlemaki dedi ki...

Nur'um, seni cogul anlamlarda cok seviyorum.

Barisbasak dedi ki...

off allahim, yunanca bilmeden yunanca okumaya basliycam senin yuzunden!

sagapo to you! hahaha

Nuray dedi ki...

Sayin Barisbasak, iste simdi Ozlem'in enerjisine tanik oldunuz. Tebrikler!

Adsız dedi ki...

Merhaba,

Cok icten ,guzel bir gonderi olmus.

Yunus'a basarilar,eviniz icin kolay gelsin.

Sevgiler.

Nuray